Paz. Ara 8th, 2019

İklim Değişikliğini Reddeden Araştırmalar Literatürün %3’ünü Oluşturuyor. Yapılan İnceleme Çalışması Bunların Tümünün Hatalı Olduğunu Buldu

4 min read
nasa-iklim-degisikligi-kuresel-isinma

İklim değişikliği üzerine yayımlanmış olan bilimsel araştırmaların %97’sinin küresel ısınma gerçeğini, bunun gezegenimiz için sorun teşkil ettiğini ve insan faaliyetleri sonucunda daha da kötüye gittiğini kabul eder.

Peki ya geriye kalan o %3 düzeyindeki farklı sonuçlar bulan araştırmalar ne diyor? Bazı şüpheciler, iklim değişikliğinin gerçek olmadığını, zararlı olmadığını ve insan kaynaklı olmadığını ifade eden çalışmaların yazarlarının, tıpkı eskinin düşünürleri gibi gerçeklerin ardında durduklarını söylüyor. (Her en kadar dönemin bilim insanları çoğunlukla Galileo’nun bulgularını desteklemiş olsa da Galileo örneği sık sık gündeme geliyor—halbuki Galileo’nun tezlerini baskılamaya çalışanlar kilise liderleri olmuştu.)

Ama Theoretical and Applied Climatology dergisinde yayımlanmış bir inceleme çalışmasına göre durum hiç de öyle değil. Araştırmacılar o %3’lük dilimi oluşturan çalışmaların sonuçlarını tekrarlamayı denediler—bilimsel araştırmaları test etmenin yaygın bir yoludur—ama taraflı ve hatalı sonuçlar elde ettiler.

Texas Tech Üniversitesi atmosfer bilimcisi Katharine Hayhoe, hakemli dergilerde geçtiğimiz on sene içerisinde yayımlanmış ve insan kaynaklı küresel ısınmayı reddeden 38 çalışmayı incelemek için bir araştırma ekibi ile birlikte çalıştı.

Hayhoe bir Facebook paylaşımında, “Bu analizlerin her birinde en az bir hata vardı—varsayımlarında, yöntemlerinde ya da analizlerinde—ve bu hata düzeltildiğinde elde edilen sonuçlar mevcut bilimsel mutabakat çizgisine geldi,” dedi.

İnceleme çalışmasının yazarlarından ve Norveç Meteoroloji Enstitüsü atmosfer bilimcisi Rasmus Benestad, bu çalışmaların sonuçlarını tekrarlamak ve bu sonuçlara nasıl vardıklarını anlamak için R bilgisayar dili—tüm bilgisayar platformları tarafından desteklenen bir bilgisayar dili—kullanan bir program geliştirdi. Benestad’ın geliştirdiği program, bu çalışmaların hiçbirinin sonuçlarının, en azından genel kabul gören bilim esaslarına dayanılarak, tekrarlanamayacağını buldu.

Genel anlamda, iklim değişikliğini reddeden çalışmalarda başlıca üç hata bulunuyordu. Birçoğu elde etmek istedikleri sonucu destekleyen sonuçları cımbızla seçmiş ve diğer kayıt ve içerikleri göz ardı etmişti. Bunlara ek olarak bazıları da “eğri uydurma” (curve-fitting) adı verilen yöntemi kullanmıştı—bu yöntemde, noktalar seçmiş oldukları eğri ile eşleşene kadar veriden gittikçe uzaklaşılır.

Ve elbette bazı çalışmalar da fizik kurallarını hepten göz ardı etmişti. Araştırmanın yazarları, “birçok durumda meydana gelen eksiklerin nedeni yetersiz model değerlendirmesiydi ve bu da evrensel kabul gören sonuçlar değil, özel bir deney düzeneğinin bir ürünü olan sonuçlar ortaya koyuyordu,” dedi.

Araştırmanın yazarları, bu çalışmaların doğru ve geriye kalan %97’nin hatalı olduğunu iddia edenler, araştırmacıların elde etmek istedikleri sonuçlar doğrultusunda araştırmalarını kurguladıkları çalışmaları savunuyorlar dedi. İyi bilim bir amaçtır—elde edilen cevapların ne olmasını istediğinize bakmaz.

Hayhoe konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Bu çalışma, iklim değişikliği üzerine gerçekleştirilen azınlık görüşüne sürekli baskı yapıldığı yönündeki suçlamalara bir cevap niteliğinde. Birisinin çıkıp da politik ideolojilerini destekleyecek bilimsel kanıtı bulamadığını söylemek yerine baskıya maruz kaldığı iddia etmesi çok daha kolay…Ama baskıya uğramadılar. Bu çalışmalara herkes ulaşabiliyor.” Bu inceleme çalışması, söz konusu araştırmaların böylesi hatalı yöntemler kullanmalarına rağmen bu gibi hataları tespit etmek için tasarlanmış hakem sürecinden geçerek en başında nasıl yayımlandıkları sorusunu gündeme getiriyor.

Çalışmanın yazarlarından Dana Nuccitelli, The Guardian için kaleme aldığı makalede iklim değişikliği karşıtı araştırmalar ile ilgili başka bir önemli noktaya dikkati çekiyor: “İnsan kaynaklı küresel ısınmaya alternatif hiçbir uyumlu ve tutarlı teori ortaya koyulmuyor. Bazıları küresel ısınmanın nedeni olarak güneşi, diğerleri küresel ısınmanın nedeni olarak diğer gezegenlerin eksen döngülerini ve bazıları da küresel ısınmanın nedeni olarak okyanus döngülerini gösteriyor. Elimizde bilimsel bulgularla güçlü bir şekilde desteklenen ve %97 uzman mutabakatına sahip tutarlı bir teori var ve bu mutabakatı reddeden %2-3 düzeyindeki çalışmalar konunun özünden sapmış durumda ve birbirleriyle dahi çelişiyorlar.”

Nuccitelli, Galileo örneğinin bizlere ders vermesi gerektiğini belirtiyor. “Gözlemsel bilimin babası,” dünya ve güneş sistemindeki diğer gezegenlerin güneş etrafında döndüğü bir astronomik modeli savunmuştu—ve bu görüş nihayetinde evrensel kabul gören bir gerçek haline geldi. Nuccitelli, “Eğer küresel ısınmayı reddedenlerin herhangi biri günümüzün Galileo’su olsaydı, yöntem hatalarına değil de bilimsel bulgulara dayalı bir teori ortaya koyardı. Böylesi bir teori bilim uzmanlarını ikna eder ve mutabakat oluşmaya başlardı,” dedi.

Kaynak: https://qz.com/

Translated by Oytun Buyrukçu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir