Sal. Mar 2nd, 2021

Fatmagül Berktay:”İstanbul’dan Gitmeyi Değil, İstanbul’da Kalıp Kent Hakkımı Talep Etmeyi Tercih Ediyorum”

3 min read

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM)’nin İstanbul kültür-sanat hayatının şekillenmesinde etkin rol oynamış aktörlerle izleyicileri buluşturan “İstanbul Perspektifleri”

söyleşi serisinin altıncısında akademisyen ve yazar Fatmagül Berktay konuk oldu. Berktay, kent yaşamı ve feminizmi geniş bir perspektiften değerlendirdi

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM)’nin, İstanbul kültür-sanat hayatının şekillenmesinde etkin rol oynamış aktörlerle izleyicileri buluşturan “İstanbul Perspektifleri” başlıklı söyleşi serisi devam ediyor. Söyleşi serisinin altıncısı, “Kent, Kadınlar, Özgürlük” temasıylaakademisyen ve yazar Fatmagül Berktay’ın katılımıyla gerçekleşti.

2018-2019 döneminde her ay gerçekleşecek söyleşi serisinde, İstanbul’un kültürel dokusunun 1980’lerden bu yana nasıl şekillendiğini ve dönüştüğünü öznel hikayeler üzerinden anlamlandırabilmeyi mümkün kılacak bir tartışma platformu yaratmak amaçlanıyor. Söyleşilerde; kentin kültürel dokusunun dönüşümü, mimarlık, görsel sanatlar, sanat piyasası, festival kültürü, sahne sanatları boyutlarını içeren farklı perspektiflerden ele alınıyor.

Feminizm hareketi sadece kadınlara değil toplumun tümüne bir özgürlük getirir

Asuman Suner’in moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide, Fatmagül Berktay, Türkiye tarihinin 70’li, 80’li, 90’lı ve 2000’li yıllarından örneklerden başlayarak değişim tarihinden bahsetti:

“Akademisyen merceği, topluma sadece bir tek pencereden değil bütün analiz kategorilerini (sınıf, ırk, milliyet, cinsiyet, cinsel yönelim, etnisite, vb.) dikkate alan bir pencereden bakabildiği zaman elde ettiği toplumsal tablo gerçeğe daha yakın olur. Her yeni hareket ortaya çıktığında sarkaç etkisi olarak bir uca kayar. Dünyada otoriterliğin yükselmesiyle bu durumdan memnun olmayan toplumların diğer katmanları da zorunlu olarak kadınlarla birlikte hareket etmeye yaklaşıyor ve feminizmin kapsayıcılığı artıyor. Feminizm sadece bir kadın hareketi değildir. Osmanlıda da yakın Türk tarihinde de feminizmin itibarlı bir kavram olduğunu yazan erkek yazarlar vardır. Şu anda da hem kadınların ittifakını genişletme hem de yükselen otoriterlikten memnun olmayan erkeklerin kadınlarla uzlaşarak birleşmesi meselesi var. Ortak amaçlar için biraraya gelinebilir, zira sanılanın aksine biraraya gelmek için “aynı” olmaya gerek yok.”

Dünyada erkekler bir restorasyon peşinde koşuyor, Türkiye de etkileniyor

Ekonomik ve sosyal katmanlardaki rolleri değerlendiren Berktay, “Erkekler, ayrıcalıklarını kaybettiklerini düşünüyorlar. Bu nedenle erkekler, alanlarına daha sıkı sarılıyor ve kadınlara alan açmıyorlar. Akademide de eğer yeteri kadar mücadele edilmezse kadınların yeri gerileyecek. Halihazırda Avrupa’nın ilerisinde olan kadın akademisyen sayımız düşebilir. Kadının bilginin merkezi olan akademide istenmediği fikri eskiden sadece hissettirilirken şimdi sözlere dökülüyor ve bu şekilde meşrulaşıyor.” dedi.

Yerel Yönetimlerde Kadın

Söyleşide, yaklaşan yerel seçimlerde kadın adayların partiler bazında aday gösterilme oranının %2 ile %5 arasında değiştiği ve seçilebilirlikte bu oranın %2’ye tekabül ettiği ifade edildi. Konuya ilişkin Berktay, “Bir belediye başkanının kadın olması tabiki somut bir kazanımdır ancak sırf kadın olmak dayanışma için yeterli değildir. Tayin edici olan, bilinçtir. Kadınlık meselesini sadece verili bir kimlik olarak ele alan ve katkıda bulunmayan bir bilinç toplumu ilerletmez.”vurgusunu yaptı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir